The Tyranny of the Best
Bu sıralar üstünde çok düşündüğüm bir konu var, onu sizinle paylaşmak istiyorum. Bilmiyorum bu konuya nasıl direkt girilebilir ama... Geldiğimiz bu yılda her konuda bir altın ve mükemmel yol aranmasına, ve bu yolu izlemek istemeyen kişilere de aptal ya da cahilmiş gibi bakılmasına dair biraz içimi dökmek istiyorum. Tam olarak bu olay ne zaman başladı bilmiyorum ama 2010'ların ortalarına doğru iyice kendini hissettirmeye başladı gibi hissediyorum. Tabii elimde tam bir veri ya da bu tarz bir araştırma yok, tamamen ruhumun hissettikleri üzerinden düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bir şeyi tükettiğimiz an, onu bir sıralamanın içine sokmaya, bir puan vermeye ya da başka şeylerle kıyaslamaya meyilli olmaya başladık. Eskiden böyle olmadığını anımsıyorum, tabii nostalji de beni yanıltıyor olabilir. Gençlik yıllarımda insanlar bazı şeyleri tüketir (yemek, film, kitap, dizi) ve bunları ya severdi ya da sevmezdi. İnsanlar birbirlerine favorilerini tavsiye ederdi. Birbirinin zıttı eserleri seven arkadaşlar kendi favorilerini diğer arkadaşa savunurdu vesaire.
Şimdiyse bir film izlediğimizde, sanki bunu bir iş gibi yapıyormuşuz izlenimi hissediyorum insanlarda: "Bu yılın en iyi 10 filmini izlemeliyim" gibi. Ya da bir restorana gitmeden önce Google puanına bakıp 4.2'nin altındaki yere adım atmamak, bir kitabı okumadan önce Goodreads ortalamasını kontrol edip 3.5'in altındakileri rafa bile almamak, bir diziye başlamadan önce IMDb puanını sorup "6.8 mış, boşver" demek. Spotify'da bile artık "bu ay en çok dinlenenler" listesinin dışına çıkmak insanlara garip geliyor.
Size şunu söylemeliyim ki bir ya da birden fazla insanın bir filme tıklayarak verdiği puanların ortalamasının sizin için hiçbir önemi olmamalı. Bunu ancak çok ekstrem şartlarda belki itici ya da çekici bir unsur olarak kullanabilirsiniz, ama günün sonunda bir filmin "iyi" olması size hiçbir getiri sağlamaz, eğer bu konuda bir kariyer planınız ya da akademik bir çalışmanız yoksa. Son kullanıcı artık "kötü" olarak adlandırılan filmleri izlemez oldu, hatta bunun daha da korkunç bir türevinin şu sıralar ortaya çıktığını düşünüyorum: insanlar artık gişede başarısız olacak filmleri izlemek istemiyorlar. Filmin çok iyi hasılat yaptığı haberini duyduklarındaysa hemen filmin üstüne çullanıyorlar. Aynı şey oyunlar için de geçerli, Steam'de "overwhelmingly positive" etiketi yoksa bir oyuna şans vermeyen, ama Metacritic'te 95 alan her oyunu sırf öyle dendiği için oynayan bir kitle var artık.
Film izledikten sonra da bir daha hiç bakmayacakları, puanla sıralanmış raflarına kaldırıyorlar. Bu tüketici davranışı sadece bu tarz sanat eserlerinde geçerli değil. İnsanlar en hızlı ve en kolay şekilde zengin olma konusunda da kafayı takmış durumdalar; günümüzde kumar bağımlılığının artmasının nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşünüyorum. "En garanti yatırım hangisi", "en hızlı zengin olma yöntemi ne", "hangi kripto para patlayacak" gibi sorular da aynı köküne iniyor bence, insanlar kendi araştırmasını yapıp kendi riskini almak yerine bir yerlerden "kesin doğru cevabı" bulmaya çalışıyor. Sadece "en iyi yolu" arıyorlar. Halbuki hayat, binlerce "kişisel" kararın neden olduğu kıvrım kıvrım bir yol olmalı. Ben insanların denediği ve onayladığı yoldan yürümemeliyim, kendi yolumu kendim çizmeliyim.
Ama bunu yapamıyorum, çünkü üzücü bir şekilde bu ortalamalar genelde kağıt üstünde doğru çıkıyor. Fakat bu romantik toplu sanrının bir parçası olmak, materyalistik olarak size katkı sağlasa bile, kişiliğinizin gelişmesine, kendiniz olmanıza o kadar zarar verecektir. İnsan kendini bilme konusunda hayli aciz bir varlıktır ve ne yazık ki bu tarz trendlerle kendinizden giderek uzaklaşmanız da bir o kadar olasıdır. Mesela çevremde "herkes yurt dışına çıkıyor, ben de çıkmalıyım" diyip, aslında ülkesinde mutlu olabilecek ama sırf bu meta anlayışına uymadığı için kendini eksik hisseden insanlar var. Ya da spor salonuna sırf "en optimal antrenman programı" hangisiyse onu uygulamak için gidip, aslında sevmediği bir rutini sırf bir YouTube videosunda "bilimsel olarak en iyisi bu" dendiği için sürdürmeye çalışan insanlar var.
Son beş altı yıldır biz yazılımcılar, sektörün popülerliği ya da yaydığı ışık yüzünden bu alana çekilen, ama konuya hiçbir ilgisi olmayan, sadece "doğru rotayı" takip etmeye çalıştığı için mutsuz olan insanlar gördük. Belki başka bir bölüm okusa ilk maaşı daha az olacak olan ama ileriki aşamalarda kesinlikle hayatını daha mutlu yaşayacak olan insanlardı bunlar. Şimdi aynı insanlar, yapay zeka gelip sektör artık "en iyi rota" olmaktan çıktığı için, yazılımı seçenleri ya da bu işle uğraşanları kötülüyor ya da küçümsemeye çalışıyorlar. Tıpkı bir dönem "en garanti meslek hukuk ya da tıp" denip herkesin bu bölümlere yönlendirilmesi, sonra piyasa doyunca da aynı insanların "boşuna okumuşum" diye pişman olması gibi.
Anlaşılmayan şu: bu "top 10", "en iyi" vs. yollar her zaman değişken olacaktır, ama siz hiçbir zaman kendinizden başka bir benliğe sahip olamayacaksınız. O yüzden kendinizi bulmaya ve bu META mantalitesinden çıkmaya çalışmanız harika olacaktır.